S.S.S

Sıkça Sorulan Sorular

1. Montessori eğitimi nedir?

Montessori eğitimi; Çocuğa hazırlanmış bir çevrede hazır bir öğretmen eşliğinde, kişiliğini oluşturmak için özgürlük tanıyarak kişiliğinin gelişim sürecinin destekleyen, ortaya çıkaran, zenginleştiren çocuğun kendi onuru içerisinde bireyselleşmesi ve sosyalleşmesini ciddiye alan, kişisel bir eğitimdir.

Montessori eğitimi temelde karakter gelişimi üzerinde durmaktadır. Bunu şöyle ifade edebiliriz.

“Eğitimde metot değil, insan kişiliği göz önüne alınmalıdır.”

2. Montessori eğitimi çocuğumda nasıl bir gelişme, değişiklik yapacak?

Çocuklar

  • - Ödül ve cezaya
  • - Gereksiz uyarılara ve konuşmalara
  • - Hatalarının düzeltilmesine gereksinim duymadıkları için

Aslında otokontrol sistemlerini oluşturmaya imkan verdiği için daha özgüvenli ,daha bağımsız ve daha başarılı olmalarına imkan tanıyacaktır. Tüm bunları çocuklara öğreten aslında yetişkindir. Düşünülecek olursa her anne ya da çocukla ilgilenen insan bunun ne kadar doğru olduğunu fark eder. Çocukları her alanda dışa bağımlı hale getiren bir yetişkinleriz. Karnını doyurmak, tuvalet eğitimi…gibi en doğal durumları bile abartılı takdirlerle karşılayarak çocukları ödül beklentisine bağımlı hale getiririz. Oysa Montessori’ye göre çalışmak ne dışarıdan empoze edilmekle ne de başkası için yapılmayıp çocuğun zihnini çevreyle bütünleştirmektedir.

Bu nedenle çocuklar okulda başkalarının hoşuna gidecek şeylerle meşgul olmayıp kendilerini oluşturacak, geliştirecek işlerle meşgul olmaktadırlar. Bu yüzden de ödül ya da hataların düzeltilmesine gereksinim duymayan kendisine güvenen bir kişilik geliştirebilmekteler.

3. Hedeflenen çocuğu anlatır mısınız?

Her çocuk kendine has ve özel. Montessori eğitim sisteminde çocuğun bu benzersiz karakter yapısına saygı duyularak eğitim veriliyor. Bu şekilde;

Özgüvenli, yaratıcı,kolay sosyalleşebilen, kendi özdisiplinini kurabilen, kendisine ve çevresine saygı ve sevgi duyan, bulundukları çevre ve doğa’ya özenli çocuklar olabiliyorlar. Öğrenmeyi seven, çalışmayı, yaratmayı ve üretmeyi seven, kendileriyle ve Dünya ile  barışık bireyler olsunlar istiyoruz.

4. Montessori eğitim sisteminde okul öncesi eğitim alan bir çocuk, sonraki okul hayatında adapte olmakta/uyum sağlamakta zorlanır mı? Kendi ilkokulunuzu kurmayı düşünüyor musunuz?

Bu soru, Montessori eğitim sistemi hakkında en çok sorulan ve haliyle en çok araştırma yapılan konularda. Araştırmaların sonuçlarına gore, Montessori Eğitim sisteminin çocuklara kazandırdığı, empati kurabilme, kolay adapte olabilme, sosyallesme, öğrenmeyi ve çalışmayı sevme, içdisiplin kurabilme özellikleri, çocuklara girdikleri her ortamda ve farklı sistemlerde başarıyı beraberinde getiriyor.

Öğrenmeyi, üretmeyi, yaratmayı , çalışmayı sevmek ve özgüven hayatta başarının anahtarı değil mi? Çocuklarımızın bu okuldan  sonra herhangi bir ilkokulda başarılı olacaklarına güvenimiz tam.

Tabiki ilkokulumuzu da kurmak istiyoruz . Okul öncesi dönemde her alanda yakaladığımız başarıyı ilkokulla taçlandırmak istiyoruz .Neden olmasın?

5.  Montessori sisteminde 3-6 yaş birlikte eğitim alıyor. Bu küçük çocuklar için sorun olmuyor mu?

Montessori Eğitimi karma yaş eğitimin gücüne inanıyor. Dünya’daki binlerce Montessori okulunda örneklerini görebilirsiniz. Birlikte eğitim gören değişik yaştaki çocuklar, daha iyi sosyalleşebilen, kolay empati kuran, küçüklerini koruyup anlayış gösteren toplumsal bireylere dönüşüyor. Ayrıca bu çocukların kendi gelişim hızında, fiziksel yaşlarının dışında, çeşitli seviyelerde eğitim alabilmelerine olanak sağlıyor. Daha iyi ilerleyebiliyorlar.

Çocukluğu sokakta oynayarak geçen anne babalar hatırlayacaktır ,oyun kurulup oynandığı zaman sen 3. Sınıftasın ben 5. Sınıftayım o yüzden oynayamayız demezdik herkes birbiriyle keyifle oynar ve akran öğrenimi denen öğrenmeyle bir çok bilgi öğrenirdi.

6. Çocuğum Montessori Pedagojisi’ne niçin gerek duyar?

Çocuklarını bir Montessori anaokulu’na mı yoksa farklı bir okula mı göndermeleri gerektiğini düşündüklerinde, ebeveynler kendilerine doğal olarak bu soruyu soruyorlar. Yanıt insan ve çocuk gelişiminin temel olgusunda yatmaktadır; her çocuk, kendine özgü bir gelişime sahip bireysel bir kişiliktir. Çocuk ebeveynlerden ve eğitimcilerden bireysel özelliklerine uygun bir eğitim almalıdır. Montessori- Pedagojisi bunu sağlayabiliyor.

İki ya da daha fazla çocuğa sahip tüm ebeveynler her çocuğun farklı olduğunu çoğu kez daha doğumdan itibaren bilirler. Doğum sonrasında bir çocuğun diğerinden daha erken ya da daha geç oturmayı, konuşmayı ya da yürümeyi öğrendiği gözlemlenir. Bu normal bir olgudur. İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952) bu olguyu daha bu yüzyılın başlarında fark etmiş ve her bir çocuğun bireyselliğine azami ölçüde uyan bir pedagoji geliştirmiştir.

Bu çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir.

Her çocuk kendi hızında öğrenir ve bireyseldir.

7. Diğer eğitim felsefelerinden farkı nedir?

Eğitimin giderek öğretmen merkezli, pasif ve ezberci olduğu; bundan da öte eğitimin robot insanlar yetiştirdiği yönündeki eleştiriler son birkaç on yıldır daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Ayrıca, eğitimin hemen her ülkede yaratıcılıktan uzak, problem çözemeyen, bilgi deposu ancak bu bilgileri nerede ve nasıl kullanacağını bilmeyen tek düze insanlar yetiştirdiği de söylenmektedir. Bu duruma çözüm olarak da, öğrenci merkezli, aktif, yapılandırmacı ve çoklu zekaya dayanan eğitim yaklaşımları önerilmektedir.

Bu bağlamda Montessori Eğitimi çocuğa önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir eğitim sistemidir.Hazırlanmış bir ortamda çocuk 5 bölümden oluşan sınıfta merakını çeken çalışmayı özgürce raftan alıp çalışabilmektedir.

Sınıflarda açık raf sistemi olduğu için çocuklar bir çalışmayı alıp çalışmak için öğretmene ihtiyaç hissetmez. Buda çocuğun kendi kendine yapabildiği için bağımsızlığını geliştirir.

Montessori yönteminin temel ilkeleri ise çocuğun doğuştan sahip olduğu kendisini geliştirme potansiyelinden kaynaklanmaktadır. Bunlar; emici zihin, gelişimdeki duyarlı dönemler, tekrarın önemi, önceden hazırlanmış bir çevrenin gerekliliği, çocuğu iç disipline yönelten bir özgürlük anlayışı, dikkatin yoğunlaşması, çalışma şevki ve sevinci, çocuğun toplumsal bir varlık olarak gelişmesidir. Günümüzde hemen her kesimden insanlar tarafından arzulanan eğitim anlayışı da bundan farklı değildir. Özetle çocuğu merkeze almayan eğitim anlayışlarının başarısızlıkla sonuçlanacağı bir gerçektir. Montessori’nin ileri sürdüğü yöntemin merkezinde çocuk bulunmaktadır; öğretmen, çocuğun hizmetinde olan ve ihtiyaç duyduğunda çocuğa yardımcı olan bir yetişkindir.

Çocuğu birey olarak kabul eden ve buna göre davranan bir eğitim modelidir.

8. Montessori okulunun diğer okullardan farkı nedir?

Günümüzde Montessori Eğitiminin diğer eğitimlerden tek farkı sanki materyallermiş gibi düşünülmektedir. Oysa materyaller Maria Montessori’nin bizzat vurguladığı gibi özel durumlarda keşfedilmiş ve geliştirilmiştir. Bu nedenle materyallerde yatan felsefeyi bilmeden onu çocuğun kullanımına sunan bir okulda hiç de beklenen sonuçları vermemekte ve bu nedenle işe yaramaz izlenimi uyandırmaktadır.

Montessori eğitim materyalleri ancak uygun koşullar oluştuğunda ve belli bir felsefi

düşünce ile çocuğa sunulduğunda gerçekte bir anlam ifade ederler. Bu koşullar da Montessori eğitiminin çocuğa bakışı ve antropolojisinde yatar.

Montessori eğitiminde eğitimin amacının çocuğun yetişkinden bağımsızlaşması olduğu ve çocuğun kendisini eğiteceği bir potansiyeli bulunduğuna inanılır.

Materyallerle çocuk için hazırlanmış olan çevrede bulunan çocuklar;

  • - Çalışacakları materyali seçmekte
  • - Çalışacakları yeri belirlemekte
  • - Çalışacakları arkadaş tercihinde
  • - Çalışacakları süreyi belirlemekte özgürdürler.

Tüm bu özgürlüklerin kullanımında tek bir sınır diğerlerinin alanına girmemek kimseyi rahatsız etmemek vardır. Bu da demokrasinin temelidir. Bu kurallara önce çocuğun hayatındaki öğretmen de dahildir. Böylece çocuk kuralları çevresindeki uygulamalardan öğrenecektir. Disiplin özgürlükten kaynaklanan bir sorumluluk duygusundan gelir. Böylece içselleştirilir.

9. Montessori okulundan sonra çocukların başka bir okula geçtiğinde uyum ve başarı sorunu oluyor mu?

3 – 6 yaş arasını sağlıklı olarak geçirmiş, herhangi bir şekilde gelişim enerjileri baskı altına alınmamış, zihinsel süreçlerini sağlıklı yaşamış çocuklarda daha sonrasında başka okul sistemlerine uyum sorunu yaşanmamaktadır.

Bilakis var oldukları okulda soran sorgulayan bilginin peşinden giden sorumluluk sahibi çocuklar olarak başarıları dikkat çekici boyutta.

10. Neden bir montessori okulu kurmaya karar verdiniz?

Ben kendi çocuklarımı yetiştirirken bir çok eğitim metodunu incelemiştim. O yüzden uygulaması en rahat olan eğitim metodu Montessori felsefesini benimsedim. Çocuklarımda dönütlerini güzel olarak alınca da bunu daha çok duyurabilmek ve başka çocukların da faydalanması için bu okulu açmaya karar verdim.

Mevcut  eğitim sisitemi; çocukların kişisel özelliklerine, bağımsız karakterlerine, özgün yapılarına,yeteneklerine, birey oluşlarına saygı duymayarak, hazır kalıplar içinde eğitim veriyor. Standart bir anaokulunun içindeki gürültünün ve uygulamaların içinde yetişkin olarak bile sakin kalmak zor. Çocuklar kendilerini gerçekleştirmek istiyorlar, her biri  özel, sistem ise eğitmenin planını  gerçekleştirmek istiyor ve  tek kalıp içinde.

Bizi etkileyen ve ülkemizde giderek daha çok sayıda insanın dikkatini çeken ise Montessori  Sisteminin yapısı.  Montessori eğitiminde; çocuk, bireysel bir eğitim içinde, kendi öğrenme hızı, yetenekleri, kişisel gelişimi doğrultusunda eğitim alıyor. Ve çocuklar daha özgüvenli, kendi başına karar alabilen yüksek konsantrasyon düzeyine ulaşabilen, sosyal bireyler oluyorlar.

100 yıldır süregelen bu sistemin, yurt dışında binlerce örneği,  ispatlanmış başarılı  sonuçları var.